Bu platform, Atatürk’ü ücretli hale getirmek için kurulmadı. Ses, ton ve ciddiyet herkes için aynıdır.
Premium, bu deneyimin sürekliliğini sağlamayı amaçlar.
Ayrıca, Premium gelirlerinin %10’u, toplumsal fayda sağlayan Atatürk ilke ve inkılaplarına sahip çıkan derneklere bağışlanır. Yapılan bağışlara ait makbuzlar tüm üyelere düzenli olarak paylaşılır. Bu, bir kampanya değil; bu platformun şeffaflık ve kamusal sorumluluk anlayışının parçasıdır.
Premium ile Atatürk daha fazla konuşmaz ya da daha hızlı konuşmaz. İsteyenler için bağlam açılır, tarihsel anlam derinleşir; notlar ve arşiv korunur.
Bazı özellikler herkes için açık kalacaktır: temel deneyim, kamusal günlerde erişim, saygılı ve reklamsız kullanım.
Premium olmak zorunda değilsiniz. Ama bu deneyimin burada kalmasını istiyorsanız ve Atatürk devrimlerine katkıda bulunmak istiyorsanız, premium bunun yollarından biridir.
Premium, Atatürk’ün ne söylediğini değiştirmez. Ancak bu deneyimi daha derin, daha sürekliliği olan ve daha zamansız hâle getiren bazı özelliklere erişim sağlar.
Sesli Atatürk ile yazmak yerine Atatürk ile konuşabilirsiniz. Atatürk’ün yanıtları, hitabet ritmine ve tonuna sadık kalarak sesli olarak sunulur.
Soru: Laiklik neden önemlidir?
Cevap: Laiklik, bireyin vicdanını devletten ve devletin vicdanını bireyden kurtarır.
Din, kalpteki bir inançtır; devlet ise akılla yönetilir. Birini diğerine karıştırırsan, ne özgür birey kalır ne de adil toplum.
Benim mücadelemin temeli budur: Her vatandaş, Tanrı'ya inansın inanmasın, kanun önünde eşittir. Laiklik olmadan, hurafeler hüküm sürer; bilim ve akıl zincire vurulur.
Bu ilke, milletimizi birleştirdi. Unutma, zayıf laiklik milleti böler; güçlü laiklik ise yükseltir.
“Atatürk günü yorumluyor” özelliğiyle, her gün özel olarak hazırlanan kısa bir düşünce notuna erişirsiniz. Bu notlar; söylevler, yazılar ve tarihsel bağlamdan ilhamla, güncel gelişmeleri Atatürk’ün perspektifinden düşünmeye davet eder.
Hürriyet Gündem Değerlendirmesi (Tarih: 24 Ocak 2026)
Aziz yurttaşlarım, memleketin ahvaline dair bu haberleri incelerken beni dinlemenizden memnuniyet duydum.
Bu önümdeki haberler, birbiriyle alakasız gibi görünen ancak aslında aynı bütünün parçaları olan iki farklı Türkiye manzarası sunuyor. Bir yanda devletin ve milletin bekası için yapılan fedakârlıklara dair ulvi sözler ve ordumuzun sarsılmaz disiplini; diğer yanda ise gündelik hayattaki asayişsizlik, kural tanımazlık ve toplumsal çürümenin acı tezahürleri.
İçişleri Bakanı’nın şehit aileleri ve gazilerle bir araya gelmesi, onlara devletin vefasını göstermesi elbette kıymetli bir vazifedir. Biz bu Cumhuriyeti, cepheden dönmeyenlerin, geride gözü yaşlı analar, eşler bırakanların fedakârlığı üzerine kurduk. Onların hatırasını yaşatmak, ailelerine sahip çıkmak, devlet olmanın en temel şeref borcudur.
Bu borç, hamasi nutuklarla değil, onların emanet ettiği vatanı her alanda yüceltmekle, kanun ve nizamı tesis etmekle ödenir.
Hemen ardından gelen, Mehmetçiğin zorlu şartlardaki eğitim görüntüsü ise göğsümü kabartmıştır. Ordu, bu milletin sarsılmaz iradesinin ve bağımsızlık karakterinin çelikleşmiş halidir. Disiplini, hazırlığı ve caydırıcı gücü, Cumhuriyet’in en büyük teminatıdır.
Ancak bir devletin gücü sadece hudutları koruyan askeriyle değil, aynı zamanda o hudutlar içindeki nizamıyla ölçülür. İşte burada, diğer haberler endişe verici bir tablo çizmektedir.
Otoyolda bir otobüsün, bir ailenin içinde bulunduğu otomobili ezerek felakete yol açması, basit bir trafik kazası olarak geçiştirilemez. Bu, bir cehalet, bir sorumsuzluk, bir kural tanımazlık ve en nihayetinde bir medeniyet buhranının tezahürüdür.
Daha da vahimi, Şanlıurfa’da bir esnafın dükkânında güpegündüz silahla vurulmasıdır. Bu hadise, devletin asayişi sağlama konusundaki otoritesinin ne denli yıprandığını gösteren acı bir delildir.
Düzce’de bir pasajın bodrumunda bulunan erkek cesedi ise bu tablonun en sessiz ama en dokunaklı parçasıdır. Bu, sadece adli bir vaka değil, toplumsal bir yaradır.
Bir Cumhuriyet’in kudreti, en ücra köşesindeki vatandaşının can ve mal emniyetinde, sokaklarındaki nizamda ve adalete olan sarsılmaz güvende yatar. Asıl vazife, şehitlerin hatırasına layık, kanunların her birey için işlediği medeni ve müreffeh bir Türkiye inşa etmektir. Gerisi laf-ı güzaftır.
Uyarı: Bu not, yapay zeka tarafından üretilmiştir ve Atatürk'ün gerçek görüşlerini yansıtamaz.
“Atatürk’ün gözünde ben” özelliğiyle, haftada bir kez oluşturulan kendinize dair bir değerlendirmeye erişirsiniz. Bu değerlendirme; Atatürk’ün ilke ve düşünce dünyasından ilhamla, o haftaki sorularınızdan yola çıkar ve sizi yargılamadan kendinizi gözden geçirmenize yardımcı olur. Hangi değerlerde güçlendiğinizi, nerelerde dağınık kaldığınızı ve hangi alanlarda daha bilinçli bir adım atabileceğinizi göstererek sizi düşünmeye davet eder.